Borsaya hızlı bir yabancı girişi bekliyoruz

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekip Avdagiç, Türkiye’nin demokratik olgunlukla geçen bir seçim sürecini geride bıraktığını ve bu dönemin yurtdışından en az Türkiye’deki kadar yakından takip edildiğini belirtti. Avdagiç, ‘‘Seçimin hemen ardından ekonomi adına pozitif sinyaller geldi. Dost ülkelerin yatırım iştahı arttı. Yabancı yatırımcının önce borsaya ve iç borçlanma senetlerine sonra doğrudan yatırıma gelmesini bekliyoruz. Borsada sektör ayrımı yapmaksızın Türkiye’deki birçok şirketin değeri göre çok cazip bir noktada. Makro dengeler yabancı yatırımcı açısından beklentilere uygun hale gelirse borsaya çok hızlı bir giriş olacağını öngörüyoruz’’ dedi.

İş dünyası yılın ilk yarısını nasıl tamamladı?

2023’e girerken en önemli gündemimiz seçimdi ama maalesef 6 Şubat’ta yaşanan deprem bu gündemi çok farklı bir noktaya taşıdı. Seçimler ise Dünya demokrasi tarihinde örneği çok az olan katılım oranlarıyla tamamlandı. Batı Avrupa’da bazen yüzde 50’lerin bile yakalanmadığını görüyoruz. Bu seçimlere bu kadar yüksek bir katılımla ve ona bağlı olarak bir demokratik olgunlukla gerçekleşmiş olması çok önemliydi. Sonuç da önümüzdeki dönemde daha istikrarlı ve politikaların daha kararlılıkla sürdürülebileceği bir dönemin başlangıcı oldu. Seçimi bitirdik ve artık tekrar asli gündemimize geri dönmemiz gerek.

Ne olmalı asli gündemimiz?

Türkiye 600 milyar dolarlık dış ticaret hacmi ve bölgesindeki politik süreçlere etkisiyle dış dünyayla her zamankinden daha fazla iç içe. Dolayısıyla biz bütün bu iç süreçlerin yanında yurtdışındaki süreçleri de dikkatle takip ediyoruz. Çin’in ihracatındaki yavaşlama bir negatif unsur olarak önümüze çıkıyor. Çok küçük eksilerle bile olsa Almanya’nın teknik resesyona girmesi olumlu bir işaret değil. Biz de önemli bir kısmı deprem etkisi olmakla beraber, kurların ve dış piyasalardaki daralmanın da etkisiyle ilk 5 ayda ihracatımızı sadece binde 2 arttırabildik. Mutlaka ve mutlaka ihracat büyümesini, Türkiye’nin büyüme rakamının üzerine çıkarmalıyız.

İÇ TÜKETİM KÖRÜKLENDİ

Sizce kurlar buna uygun mu şu anda?

Kurun, biraz daha bu düzeltme hareketini devam ettirip bir makul bir yere oturması, ihracatçının üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Aynı zamanda tüketimi körükleyen ithalat artışını da frenleyecektir.

İç tüketimdeki artış, olması gerekenin üzerinde mi?

Kredi kartı endekslerine göre ilk 5 ayda bireysel tüketimde enflasyonun çok üzerinde bir artış var. Tüketicide bir harcama refleksi var. Bu çok sağlıklı değil. Büyümede bunun yerine yatırımların ve ihracatın etkisini koymamız gerekiyor. 2022 yılında belli bir tasarrufu veya artı geliri olan insanlar, bunu yatırıma yönlendirdiklerinde reel kayıp yaşadıkları için tüketimle sarf etmeye yöneldiler. Ya da tüketim üzerinden yatırım yapmaya başladılar. Mesela otomotiv otomobil satın aldılar.

Rekor artışlar var değil mi otomobil satışlarında?

İlk beş ayda Türkiye otomotiv tarihinin en yüksek satışı gerçekleşti. Otomobilde yüzde 67, ticarilerde yüzde 74’lük satış artışı görüldü. Ama piyasadaki insanlara sorarsanız hala ‘araç bulamıyoruz’ diyorlar. Halbuki arzda inanılmaz bir yükseliş söz konusu. Bu, elimizdeki kaynakları rasyonel olmayan bir şekilde kullanmaya başladığımız anlamına geliyor. Tasarruf sahibinin tasarrufunu formasyonel araçlarda değerlendirebileceği kanalları tekrar oluşturmamız çok önemli. Bu tüketimi olması gereken seviyeye bu çekecektir.

BORSADAKİ ŞİRKETLERİN DEĞERİ ÇOK CAZİP NOKTADA

İlk etapta yurtdışından önce nerelere yatırım gelir?

Hemen yarın şu gelecek demek çok gerçekçi olmaz. Bu bir süreç. Öncelikle bir portföy yatırımı olarak Türkiye bir giriş olacaktır. Borsaya ve devlet iç borçlama senetlerine giriş olur. Ondan sonra greenfield dediğimiz doğrudan yatırımlar harekete geçer.

Peki sizce Türkiye’de hangi sektörler cazip şu anda?

Valla borsalar üzerine baktığınız zaman sektör ayrımı yapmaksızın Türkiye’deki birçok şirketin değeri olduğuna göre çok cazip bir noktada. Dolayısıyla makro dengeler onlar açısından beklentileri uygun hale gelirse önce borsaya çok hızlı bir giriş olacağını öngörüyoruz. Biliyorsunuz oradaki yabancı payları çok azaldı. Hızlı bir geri dönüş olabilir.

HER GÜN EN AZ 50 SAYFA OKUMA KURALIM VAR

EN önemli kuralım güne erken başlamak. Sabahın bereketinden istifade etmeye çalışıyorum.

GÜNÜMÜN en önemli kısmı çalışmakla geçiyor.

KENDİ işimize karşı da sorumluluğumuz var. Dolayısıyla özel program yoksa günün ilk kısmı şirkette geçiyor. Daha sonra günün ilerleyen kısmında İTO’ya geçiyorum veya katılmam gereken toplantılara gidiyorum.

SINIRLI da olsa kendime vakit ayırdığım zaman biraz yürüyüş yapmayı seviyorum.

KENDİME koyduğum bir kural var, her gün en azından 50 sayfa kitap okumaya çalışıyorum. Özellikle yakın tarihle ilgili ve günlük ekonomik süreçlerle ilgili kitaplar ilgimi çekiyor.

ANADOLU Yakası’nda yaşıyorum. Oranın dinginliğini seviyorum. Bence Bağdat Caddesi’nin ayrı bir havası var. Ama İstanbul’un bence en güzel yeri Suriçi.

Şakip Avdagiç Togg’u ilk deneyen isimlerden biri.

“Deprem felaketinden sonra maalesef çokça cilalı laflar söylenmiş olmasına rağmen Batılı dostlarımızın şu ana kadar verdiği net katkı çok mütevazi. Ben rakam olarak telaffuz etmeyeyim ama yaşanan felaketin büyüklüğünü dikkate aldığınız zaman kendi yağımızla kavruluyoruz diyebilirim.”

“İstanbul kültür sanat alanında ciddi bir hızla yukarıya doğru çıktı. Son dönemde çok güzel müzelerimiz açıldı. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul Modern, Pera Müzesi, AKM hepsi çok değerli yapılar. Herkesi biraz telefon ekranlarından çıkıp İstanbul’un güzelliklerini keşfetmeli.”

“Konut kredisi sadece ve sadece yeni konutlara verilmeli. İkinci el konutlara asla kredi verilmemeli. Çünkü ikinci ele verdiğiniz zaman sadece mevcut konutun el değiştirmesini sağlıyorsunuz. Yeni bir kapasite oluşturmuyorsunuz.”

‘STRATEJİK YATIRIM PAKETİ’ BEKLENTİMİZ VAR

Yeni kabine açıklandıktan sonra piyasada olumlu bir rüzgâr hissediliyor. Özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek coşkuyla karşılandı. İş dünyasının yeni kabineden beklentileri nedir?

Mehmet Bey’in gelmesiyle hem yurtiçin hem yurtdışında olumlu bir algı oluştu. Sadece Mehmet Şimşek Bey’i değil, kabinenin tamamı da çok olumlu karşılandı. Başkanımız da bu etkiyi perçinledi. Tüm kabineye baktığınız zaman önümüzdeki dönemin daha makul ve başarılı bir dönem olacağını tahmin ediyoruz. Türkiye’nin hızlı bir şekilde tekrar rezervlerini arttıran, ihracatı arttıran, tüketimi makul noktaya çeken ve elindeki kaynakları daha çok yatırım ve buna bağlı olarak ihracat altyapısına yönlendirmeye çalışacağı bir döneme girmesi gerekiyor.

İlk etapta nasıl bir adım atılmalı?  

Türk ihracatçısı ciddi şekilde ithalata bağımlı. Dolayısıyla bizim ihracatı artırırken bir taraftan da ithal ettiğimiz ürünlerin üretimini teşvik etmemiz lazım. Yani Türkiye’nin ithalatının çok yüksek olduğu petrokimya, plastik ham maddeleri gibi bir takım ürünlerin yurtiçindeki üretimini artırmamız gerekiyor. Ülkenin bazı stratejik ihtiyaçları da olabilir. Onları da dikkate alan bir ‘stratejik yatırım paketi’ açıklanması yönüne bir beklentimiz var. Tüketici kredilerinin de tüketimini arttıracak değil, ancak zaruri ihtiyaçlarda kullanılabilecek bir araç haline gelmesi gerekiyor. Çünkü tüketici kredileri otomobil, bilgisayar, telefon gibi ithalatı körükleyen ürünler için kullanılıyor. 

İSTANBUL İLK KEZ NÜFUSUNDAN FAZLA ZİYARETÇİ AĞIRLAYACAK

İstanbul’da UEFA’yla birlikte ciddi bir turizm hareketi başladı. Bu hareket sürdürülebilir mi?

UEFA finali için İstanbul Havalimanı’na 200’e yakın özel jet indi. Rekor sayıda uçak geldi. İstanbul olarak artık şimdiye kadar yapılan altyapı yatırımlarının geri dönüşlerinin alınacağı noktadayız İlk 5 aylık verilere baktığımız zaman, inşallah bu sene İstanbul ilk defa tarihinde nüfusundan daha fazla ziyaretçi ağırlayacak. 19 milyon misafir bekliyoruz. Turizm Bakanlığının öngörüsüne göre 18 milyar dolarlık da bir turizm geliri öngörülüyor. Kayda girmeyen kısmıyla beraber biz bu rakamın 23-25 milyar bandında olacağını öngörüyoruz. Ki bu da Türkiye’nin dış ticaret dengelerine çok ciddi bir katkı demek. İstanbul için çok bereketli bir turizm sezonuna girdik diyebilirim.

İSRAİL’DEN TÜRK GİRİŞİMCİLERE DAVET VAR

Yabancı yatırımcılarda da seçimden sonra benzer bir eğilim gözlemliyor musunuz?

Azerbaycan’ın milli günü dolayısıyla bir resepsiyondaydık. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Başkonsolosu geldi. Kolumdan tuttu, ‘Sayın Başkan biz artık çok etkili grupları getirmeye başlıyoruz. Bunlar belli sektörlerde Türkiye’de inceleme yapmak ve harekete geçmek istiyorlar’ dedi. Özellikle dost ülkelerden birinci halkadan başlayarak, hem Körfez’den hem de diğer ülkelerden Türkiye’ye karşı bir olumlu bir sempatinin olduğunu ifade etmek istiyorum. Gerek geçen hafta burada İsrail’den çok önemli iş dünyası temsilcilerini barındıran bir grupla bir araya geldik. Onlar da hem Türkiye’ye yönelik yatırım arzularını anlattılar. Hem de Türkiye’nin Türk müteahhitlerini İsrail’de başlayacak olan birtakım yeni büyük yatırımlara davet etmek istediklerini söylediler.

Ne gibi yatırımlar?

Mesela İsrail’de yüksek miktarda doğalgaz bulundu ve 780 megavatlık bir santral inşa edilecek. Bunun için Türk yatırımcılarını davet ediyorlar. Dolayısıyla kaliteli bir seçim dönemi geçirilmiş olması, seçimden sonra istikrarlı bir dönemin ortaya çıktığının resmi, arkasından da inşallah Mehmet Şimşek Bey ve ekibinin de oluşturacağı yeni ekonomik denge paketiyle gerçekten önümüzdeki günler için iyimseriz. Yabancı yatırımcılar bu sinyalleri şimdiden almış durumdalar.

KONUTTA AMORTİ SÜRESİ 40 YILA KADAR ÇIKTI

İstanbul’da konut sorunu hâlâ devam ediyor. Bu konu kısa vadede çözüme kavuşur mu

Ekonomide 101 dersi vardır. Arzla talebin kesiştiği yerde fiyat oluşur. Yani arz azalır, talep artarsa fiyat yükselir. Son senelerde arzu edilen seviyede konut üretemedik. Buna bağlı olarak bir arz problemiyle karşı karşıyayız. Bir de konut maliyetlerindeki hızlı artışa bağlı olarak konut fiyatları yükseldi. İstanbul’da bir dairenin kira ile geri dönüş oranı 30-35 yıl, hatta bazı yerlerde 40 yıllara kadar çıktı. Batı Avrupa’da bunun normal ortalaması 18 yıldır. Burada yapmamız gereken konut arzını hızlıca arttırmak. Bu sosyal konut olayında çok ciddiye almamız gerekiyor. Sosyal kontrol üretirken de belli bir standardı oturtmamız gerek. 130-140 metrekarelik sosyal konut olmaz. Çocukluğumda bir süre ailemle Almanya’da kaldık. Babam yüksek mühendis olarak çalışırken çalıştığı şirketin bize verdiği lojman 65 metrekareydi.

Şekip Avdagiç KİMDİR?

1959 yılında Zenica’da (Bosna-Hersek) doğan Şekib Avdagiç, Almanya-Köln’de başladığı ilk öğretimine İstanbul’da devam etti. İlk ve orta eğitimini İstanbul’da tamamladı. 1982 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Makina Mühendisi olarak mezun oldu. 1988’de İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletmecilik İhtisas Programı’nı derece ile bitirdi. Otomotiv sanayisinde faaliyet gösteren bir şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdüren Avdagiç 1990 yılında MÜSİAD’ın kuruculuğunu yapan heyette görev aldı ve 2000 yılına kadar Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Mart 2009-2013 arasında İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Avdagiç, Mayıs 2013 – 2018 arasında kurumda meclis başkanı olarak görev yaptı. Nisan 2018’den bu yana İTO’da Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan Avdagiç, İngilizce ve Boşnakça biliyor. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir